Akçakoca Kent Konseyi 2. Temsilciler toplantısından sonra Sayın

 Fikret Albayrak'ın gazetemiz aleyhinde artık geleneksel sayılabilecek

 öfke tribi gösterisinden sonra sıcağı sıcağına yazdığım yazıdan sonra

 okuyucularımıza haksızlık ettiğimi fark ettim.

 

 Okuyucularımızı şahsımın yaptığı konuşmanın içeriği konusunda

 bilgilendirmemişim, önce bu eksikliği gidereyim.

 

 O konseyde bir temsilci olarak bulundum. Aynı zamanda konseyin çalışma

 gruplarında aktif olarak da bulundum. Ta ki Mayıs ayına kadar. Mayıs

 ayından bu yana da çalışma gruplarımız hiçbir şekilde toplanmadığı

 için aktifliğim arzum dışında havada kaldı.

 

 2012 yılı program taslağı adındaki belgedeki noksanlıkları ve

 abartıları dile getirdim.

 

 1) Balıkçı Barınağı Çalışma Grubu hala aktif olarak gösteriliyordu

 böyle bir şey yok. Bu grubun kurulmasına katkıda bulunduğum hatta

 raportörü olduğum için biliyorum.

 

 2) Tarih Çalışma Grubu adı altında kurulan çalışma grubunun hiçbir

 faaliyeti olmadığını, bugüne kadar 2 defa toplandığını ı gruba

 başkanlık edecek Prof.Dr. Mustafa Keskin bu iki toplantıya katılmadığı

 için grup üyelerinin Sayın Mustafa Keskin'in katılımlının

 gerçekleşeceği bir toplantıya kadar çalışmalarını ertelediklerini de

 biliyordum.

 

 3) Turizm Çalışma grubunun çalışmalarına Enver Yapıcı'nın isteği

 üzerine katıldım. Daha sonra bu çalışma grubu turizm çalışma grubu ile

 birleştirildi o çalışma grubunun da en istikrarlı katılımcılarından

 biriydim. Daha sonra bu çalışma gruplarının verimli olmadığı daha

 verimli çalışma grupları kurmak gerektiği ifadeleri ile bu gruplar bir

 daha toplanmadı, toplanması için çaba gösterilmedi. Ancak 2012

 Taslağında bu grupların toplanıyor ve çalışıyormuş gibi gösterilmişti

 ve de iki ayrı grup varmış gibi.

 

 4) Kent Konseyi Yürütme Kurulu aldığı bir kararla her üyenin bir

 çalışma grubunda görev almasına karar vermişler. Bu karar uzun uzadıya

 tartışılacak bir konu ( en azından bir köşe yazısı boyutunda)olduğu

 için bu karar üzerinde durmadım. Ancak Kent Konseyi Yürütme kurulunu

 lütfedip de hangi çalışma grubunda yer almak istediğimi sormamalarını

 eleştirdim. Hatta artık olmayan Balıkçı Barınağı Çalışma grubundan

 istifa ettiğimi duyurarak Tarih Çalışma grubunda yer almak istediğimi

 beyan ettim.20 Kasım tarihinde gazetemizde bu isteğimi belirtmiştim.(

 Ya bu isteğim işlerine gelmemiş ya da o yazımı okumamışlar diyeceğim

 ancak en azından kurul üyesi Mustafa Turna'nın okuduğunu biliyorum)

 

 Bu konuların dışında 3 konuda daha düşüncelerimi ifade ettim.

 

 1)Toplantı başladığında iyi olarak değerlendirebilecek sayıda

 katılımcı vardı. Ancak öneriler kısmına gelindiğinde katılımcı sayısı

 çok azalmış hatta yerel gazeteciler bile toplantıdan ayrılmıştı.

 Protokol konuşmalarının katılımcıların ilgisini kaybetmelerine sebep

olduğunu ve bir dahaki toplantılarda bu b konuya dikkat edilmesi

 gerekliliğini söyledim..( Sayın Yaşar Yakış'da daha sonra yaptığı

 konuşmada aynı kanaatte olduğunu belirtti.)

 

 Sayın Fikret Albayrak'ı geleneksel öfke tribi gösterisini başlatan

 hususlardan biri bu olmuş. Bir tek ben protokol konuşması yaptım o

 konuşmayı yürütme kurulundaki arkadaşlarım bin bir emek vererek

 günlerce çalışarak hazırladılar diye. Gerçi yönetişim ile ilgili

 konuşmasının başında konuşmayı kendinin hazırladığını ifade etmişti.

 Artık hangi doğrusu bilemiyorum. Ancak kurulun değil bir kişinin

 hazırladığını düşünüyorum. O metin kuruldan çıkmış olsa yurttaş

 kavramı yerine vatandaş kavramının kullanılacağı kesindi.

 

Protokol konuşmaları derken yürütme kurulu adına yapılan yukarıda

 eksiklerini açıkladığım metinleri i de kastetmiştim.

 

 Bu konuşmaların katılımcıların ilgisini çekmediğini ve bu toplantıdan

 bir şey olmaz kanaatinin ilerleyen saatlerde katılımı düşürdüğü Sayın

 Fikret Albayrak kabul etmese de çıplak olarak ortada duran bir gerçek.

 

 2) Kent Konseyinin sokaktaki hemşerimiz için belediyemizin yan

 kuruluşu olarak algılandığını, kent konseyinin daha çok bir yardım

 derneği gibi çalışmalara ağırlık verdiğini kentin geleceği ile

 verilecek kararlarda yeteri kadar aktif olmasının istenmediği

 kanaatinde olduğumu ve kent konseyinin belediyemizin arka bahçesi

 olmaması hususunda hassasiyet gösterilmesi gerektiğini söyledim.

 

 3)Akçakoca Kent Konseyi Toplantılarında bir ritüel oluştu, ilk okul

 çocuklarının okul andı bir şey. Konuşmacıların 3000 civarında belediye

 olduğu, belediyemizin kent konseyini kuran 200 belediyeden biri olduğu

 Sayın Fikret Albayrak'ın kent konseyi kurulması konusunda büyük

 katkıları olduğu konseyimize binalar tahsis ettiği söylemi bir

 mecburiyet haline geldi. Bu mecburiyeti ben de yerine getirdim ancak

 bu mecburiyetten usandığımı da söyledim.

 

 

 İrticalen yaptığım konuşmanın içeriği bu. Konuşmanın içeriğinin

 özellikle kent konseyimiz ile sınırlı olmasına dikkat ettim. Ancak

 Sayın Fikret Albayrak'nn eleştirilere cevap vermek için değil

 geleneksel hale getirdiği öfke triplerinden birini yapmak için söz

 aldı. Bu geleneksel öfke tripleri gazetemizi ve yazarlarını

 etkilemediği bariz olarak belli iken bu öfke triplerinin hedef kitlesi

 kim sorusuna da cevap aramak gerekli.

 

 Belediye başkanımız Sayın Fikret Albayrak'ıın hakarete varan tavırlar

 takınmasına üzülmedim işin gerçeği, çünkü kendisine yakıştığı gibi

 davrandı. Sapla samanı bir birine karıştırdı, öfke saçtı, kısacası

 eleştirilere olan tahammülsüzlüğünü gösterdi.

 

 Benim üzüldüğüm Kent Konseyi Yürütme Kurulunun tavrı oldu. Belediye

 başkanının bu tahammülsüz tavrından hiç rahatsız olmadılar. Bu

 tahammülsüzlüğü savunmak için ellerinden gelen gayreti gösterdiler. Bu

 tavır Akçakoca Kentinin değil Sayın Fikret Albayrak'ın yürütme

 kuruluymuş gibi davrandıklarının ispatıdır. Bu tavra da üzülmemek

 elde değil ki.

 

 Maalesef Akçakoca Kent Konseyi Belediyemizin arka bahçesi olmayı kabul

 etmiş durumda.

 

 Belediye Başkanımız Sayın Fikret Albayrak Kent Konseyi ile alakalı

 eleştirilere cevap vermektense gazetemize, şahsıma ve yazarlarına

 hakarete varan söylemler içerisine girmesini, okuyucularımız en doğru

 şekilde değerlendirecektir.

 Ancak Sayın Fikret Albayrak hakarete varan tavırlar takınmasının

 sebepleri hakkında bir yazı yazmakta kaçınılmaz oldu, bir sonraki

 yazımızın konusu da şimdiden belli, anlaşılacağı üzere.